14 Ekim 2016 Cuma

Saygın, yardımsever iş kadını hanımefendi ve kıdem tazminatı sorunsalı!

Hanımefendi bilinmez bir ülkenin en zengin ailelerinden birine mensup. Şans işte, muazzam bir servetin içinde doğuyor. Sonrasında tahmin edersiniz, muhterem babası kendisini yurtdışında en iyi okullarda okutuyor. Okul bitince holdingde yönetici olarak işi hazır zaten. Bir süre sonra makam mevki yetmiyor, holdingden ayrılıp kendi işini ve kendi holdingini kurmaya karar veriyor. Gemiler, oteller, televizyon kanalları derken servetine servet katıyor bu şahane kadın. Yine o bilinmez ülkenin tanınmış soyadlarından biriyle parlak bir evlilik yapıyor. Kendisi gibi servete doğan şanslı mı şanslı çocuklar getiriyor dünyaya. Hayat bu hanımefendinin yüzüne gülüyor anlayacağınız... Öyle ya, ne parasızlık çekmiş, ne işsizlik nedir bilmiş, maddi olarak istediği hemen hemen her şeyi elde etmiş. E doğal olarak, kendi sınıfındaki birçok hanımefendi gibi o da hayır işlerinden kendini alamıyor. Dernekler, yardım kuruluşları, vakıflar...



Neden anlatıyorum bütün bunları, “size ne bize ne” diyeceksiniz. İlgilenmiyoruz pırıltılı hayatlarla elbette, haklısınız... Gözümüz mü var, kesinlikle hayır! Allah daha çok çok çok versin hanımefendiye, asla gözümüz yok. İyi de neden anlatıyorum bütün bunları o zaman? Çünkü bu bilinmeyen ülkedeki bilinmeyen hanımefendinin çok uluslu şirketlerinden birinde yaşananlar ilgimi çekiyor da ondan... Bir dizi film senaryosu olabilir, belki de yazarım birgün belli mi olur....

Bu hanımefendinin şirketlerinden biri maddi olarak zor bir dönem geçiriyor. Daha doğrusu öyle demeyelim de, şirket kiyafetsiz yöneticiler ve alınan saçma kararlardan dolayı başarısz oluyor diyelim. E ne var bunda diyeceksiniz, çünkü her şirketin başına böyle şeyler gelebiliyor, çok normal. Böyle bir durum yaşanırsa ne olur bilirsiniz. “Şirket küçülür, ya da kapanır” dediğinizi duyar gibiyim. Tamam doğru söylüyorsunuz,bu hanımefendinin şirketinde de aynı durum yaşanıyor. 



Şirket küçülüyor, elemanların yüzde seksenini işten çıkarıyorlar. Bu da tamam dediniz. Bu bilinmeyen ülkenin en zengin ailelerinden birine mensup hanımefendinin şirketinden çıkarılan kişiler zaten, şirket açıldığından sonraki yıllarda “durum kötü” diye hiç zam almamışlardı bunu bir parantez olarak belirteyim. Biliyorsunuz, ülkede işsizlik had safhada, “ne yapalım,işler düzelene kadar idare ederiz” diye el mahkum çalışmaya devam etmişlerdi. Her neyse, şirket küçülüyor diye çıkardıkları elemanlara “on gün sonra tazminatlarınızı alacaksınız” diyor, bilimeyen ülkenin en zenginlerinden olan hanımefendinin şirketindeki insan kaynakları birimi. 


Oysa bilirsiniz, kıdem tazminatı peşin ödenir. “Ne yapalım bekleriz” diyen elemanlar, birden işsiz kalsalar da “en azından tazminatla geçiniriz” diye kendilerini avuturken bilin bakalım ne oluyor? Evet bildiniz, bu hanımefendinin şirketinin insan kaynakları birimi, aradan 15 gün geçince işten çıkardıkları elemanları tek tek arayarak “ kıdem tazminatlarınızı taksite böleceğiz, çünkü şirkette para yok” diyorlar! Elemanlar soruyor haklı olarak: “Peki kaç takside böleceksiniz?” İnsan kaynakları cevaplıyor: “Taksit sayısı belli değil, ne zaman ödeneceği de belli değil, yurtdışındaki ortak ne zaman para gönderirse!”



İşte o bilinmeyen ülkede sosyal hayat her geçen gün çürürken, iş hayatı da bu noktalara geliyor. Ülkenin en zenginlerinden olan hanımefendinin aile büyükleri bir zamanlar işçilerine en yüksek maaşları verirken, gelinen noktada hanımefendi elemanlarının haklarını gaspetme konusunda hiç vicdan azabı duymuyor! Elemanlar faturalarını nasıl ödeyeceğini düşünürken hanımefendi “kimsesiz kanaryaları besleme” derneğine yaptığı yüklü bağışla basında boy göstermeye devam ediyor, çünkü çok iyi kalpli yardımsever bir iş kadını kendisi....



NOT1 : Bu bilinmeyen ülkenin meclisinde “kıdem tazminatı” denilen ve hanımefendi gibi saygıdeğer ve yardımsever iş adamlarının/iş kadınlarının iş yapma kabiliyetlerine sekte vuran saçmalığın kaldırılması için çalışmalar tüm hızıyla sürüyor...



ÖZLÜ SÖZLER:

  • Kimin sana emeği geçerse, sen ona daha fazlasını yapmalısın” - Yusuf Has Hacip
  • Ahalinin lokması, hükümetin temelidir” - Cenap Şahabettin
  • Emek kutsaldır” - Anonim
  • İnsan olabilmek için dünyadaki haklarımızı istemek zorundayız” - Malcom X
  • Kim bir kul hakkı yemişse derhal o kardeşi ile helalleşsin Çünkü (kıyamet günü) dirhem de geçmez dinar da. Böyle olunca o (hak yiyen) kişinin sevapları alınır o adama yüklenir Eğer sevapları yoksa o hakkını yediği adamın günahları buna yüklenir” (Buhari Suresi, Rikak, 48 )
  • "Mazlumun bedduasından sakınınız. Çünkü onun duasıyla Allah arasında perde yoktur" (Buharî, Müslim) 

8 yorum :

  1. Herkes kendi cinsinden olan varlıkları korur kollar. Mesela insanlar insanlara sahip çıkar.

    YanıtlaSil
  2. iş dünyasını ve patronların genel yaklaşımını çok iyi özetlemişsiniz, tebrik ederim. Çalışanlar işlerini iyi yaptıkları zaman ve şirkete para kazandırdıkları sürece patronlarının gözünde iyidirler. Aksi durumlarda ise zerre kadar önemsenmezler. Üstelik maddi ve manevi pek çok hakları gasp edilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler, maalesef bu anlattıklarım da gerçek...

      Sil
  3. Bilinmez ülke bir yerlerden tanıdık geliyor. Yuh demek istiyorum o hanımefendiye ve onun gibi davrananlara.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de öyle diyorum ama yetmiyor maalesef, artık o bilinmez ülkede işler iyice çığırından çıkmaya başladı...

      Sil
  4. Aslında ülke biliniyor. O bilinen ülkenin bahsettiğiniz özelliklere sahip pek çok hanımefendisi var. Kendilerinin ne kadar yardımsever, ne kadar hayvan sever olduğunu göstermek için yarışırlar birbirleriyle. Bir devrin papatyaları işte. Her şeyin amacı gösteriştir onlar için. Sömürü düzenine karşı bir eylemin içinde olamazlar. Çünkü onlar sömüren taraftadır.
    Diğer yönden din de sömürü aracıdır. Bu bakımdan özlü sözlerinizde bazı din alimlerine yer vermeniz biraz şaşırttı beni. Zira onlar kölelik ve cariyelik kurumunu doğal gören bir dine mensup kişiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu bilinmez ülkede artık her şey o kadar çığırından çıkmış ki, o kadar olur... Özlü sözler kısmında dine ait olanlara da yer verdim evet. Çünkü emeğin kutsallığını her açıdan dile getirmek istedim. Bütün vicdanlara seslenmek istedim. Belki insafa gelirler diye. Bu anlattığım olay ise şuan oldukça güncel. Olumlu sonuçlanmasını umut ediyorum. Zaten iletişim çağında böyle bir olay asla ört bas edilemez diye düşünmekteyim...

      Sil