16 Nisan 2017 Pazar

Oy verdim rahatladım...

Günlerdir üzerimde sinsi sinsi çöreklenen gerilim nihayet bugün sona eriyor. Oylar veriliyor ve kurtuluyoruz bu oksijensiz ortamdan!


Son aylarda referandum sözcüğünü duyduğum an kaçar oldum. Seviyesizce birbirlerine iftira atan politikacılardan uzak durmaya gayret ettim. Onların yürek paralayan laflarını duymama çabası, gerçekten de ip üzerinde dans etmeye benziyordu. “Kardeşim bu ne hırs, ölümlüsünüz nihayetinde!” diye haykırmak isterdim suratlarına suratlarına!

Bu sene baharın geldiğini bile fark edemedim bu adamlar yüzünden! Çilek çıkmış hissedemedim... Niye? Ben ve benim gibi milyonlarca insanın ne günahı vardı! Bıraksaydınız da çileklerin büyüsüne kapılsaydık biz de; dünyanın mutlu ülkelerinde yaşayan mutlu insanlardan olsaydık. Eskiden olduğu gibi kardeş kardeş, barış içinde birbirimize nisan 1 şakaları yapsaydık, lades tutuşsaydık, yılbaşı geceleri Zeki Müren dinlemeye devam etseydik olmaz mıydı... Aynı Anadolu'nun çocukları değil miyiz biz? Aynı türküleri dinleyerek, yerli mallarımızla övünerek, fakir ama gururlu bir halk olarak devam etseydik hayatımıza... Sahi neden türkülerimiz çalınmıyor artık, neden tanıdık ezgiler duyamıyoruz, neden masallarımız, destanlarımız dillerden dillere, gönüllerden gönüllere aktarılamaz oldu?

Yahu biz mutlu değil miydik, içimizde insan sevgisi yok muydu... Az önce oy vermeye giderken insanların birbirlerine düşmanca baktıklarını gördüm, içim şişti!

Niye bütün bunlar niye?

Çok karmaşık duygular içindeyim şu an. Bir yanım umut dolu bahar bahçe, öbür yanımda çöreklenmiş korku ve gerilim sinsi sinsi gülümsüyor.

Daha oy verme işlemleri başlayalı 3 saat olmuş; (saat tam 11:03 şu anda) sosyal medyada onlarca haber akmaya başladı sandıklarda hile yapıldığına dair... Nefes alıyorum derin derin, içimden sayıyorum, 10-9-8-....3-2-1....

Oy verme ehliyeti diye bir şey olmalı bence. Yahu adını yazamayan, hayatında bir tane kitap okumamış, karısını her gün döven adam, neden benim nasıl yönetileceğime karar veriyor ki...
Kafam çok karışık.

Bir de dünya kadar okuyan, ama oy vermeyenler var! Dün birisi “Hayatımda ilk kez bir referandumda oy kullandım, ben hayır dedim ama evet çıktı, ben üzerime düşeni yaptım, bir daha asla oy vermem” dedi! Şaşkınlık içindeydim, hızla uzaklaştım ortamdan... Bu adamın oy vermemesi neden benim geleceğimi etkiliyor ki! Nasıl bir cendere bu allahım tanrım...

Yazının başında “gerilim nihayet bugün son buluyor” derken, kendimi kandırıyordum itiraf edeyim.


Ama yürekten diliyorum; bitsin artık bu gerilim!
Kurulsun şenlik halayları, etrafta yankılansın mutluluk şarkıları!
Devamını Oku

1 Nisan 2017 Cumartesi

İnanamayacaksınız, herkes istifa etti!

Sabah kalktım, alışkanlık olduğu için direkt interneti açtım. Baktım sosyal medyada alt alta hep aynı haber:

-Herkes istifa etti!

Başlık enteresan tabii ki, insan merak ediyor. Herkes kim, bu herkes neredeki herkes, neden istifa ettiler, hangi görevlerini bıraktılar, istifalar kabul edildi mi... Bir taraftan da kafamda deli sorular. Meclisin hepsi istifa etse mesela; bakanlar, başbakan, bütün gri takımlı asık suratlı zat-ı muhteremler... İçimi aldı mı bir heyecan, ne yapacağımı şaşırdım. O arada kapı çaldı. Bizim üst kattaki “Politik Panik Perihan” nefes nefese kalmış, kesik kesik bir şeyler anlatmaya çalışıyor:

-Biliyor musun ne olmuş?
-Ne olmuş?
-Ya işte gitmişler gitmişler!
-Kim gitmiş, nereye gitmiş?

Demeye kalmadan merdivende olduğu yere çöktü. Politik Panik Perihan'ın ne dediği anlaşılmıyor, sanki kalbi yerinden fırlayacakmış gibi, konuşamıyor da! O'nu öylece bırakıp hemen içeriye girdim. Zaten sokak kapısına yakın olan mutfağa yöneldim. Dolabın kapağını açacak zaman bile yoktu. Kaptığım gibi tezgahın üzerindeki bardaklardan birini, soluğu kapının yanındaki damacanada aldım. Bir iki bastırınca pompayı, bardak doldu, yerlere de sular taştı ama neyse artık. Bizde taşanlar çoktan taşmış bir kere! Uzattım su dolu bardağı Politik Panik Perihan'a!


-Al biraz su iç, iç biraz sakinle!
Suyu kafasına dayadı, bir dikişte içti, nefesi biraz normale dönmeye başladı. “Hadi anlat şimdi ne olmuş?” dedim.

-Hepsi istifa etmiş!” dedi, devam etti. “Hepsi istifa etmiş, bitti artık, bütün sorunlarımız bitti, ben sokağa çıkıyorum, haydi sen de gel. Kutlamalar varmış meydanda!”

Böyle dedi ve beni orada bırakıp kendisi şuursuzca fırladı gitti! Sanki mutluluktan sarhoş olmuş gibiydi. O gittikten sonra eve girdim, kapıyı kapattım, kafam karman çorman. Demek yeni bir dönem açılıyordu, demek hepsi gitmişti. O ara sokaktan sesler, sloganlar gelmeye başladı. Camı açtım, insanlar karnavalda gibiydiler. Ellerinde ziller, düdükler, darbukalar. Bir coşku ki görmeniz lazım. Bir taraftan da slogan atıyorlar!

-Hepsi istifa etti, işte artık yeni bir bahar geldi!

Yok arkadaş” dedim kendi kendime, “Bu böyle olmaz!” Bu işin aslını astarını öğrenmem lazım. Yaklaşık bir saat internet sitelerinde gezindim, sosyal medya kanallarını alt üst ettim. Haberin sadece başlığı var, gerisi yok! Çıldıracağım neredeyse. İçimdeki merak gittikçe büyüyerek katlanılmaz hale geldi. Sonra birden yabancı kanalları açmak geldi aklıma. CNN'i açtım, yeni başkanlarının göçmenleri nasıl kovacağını anlatıyordu. BBC'yi açtım, o da Avrupa Birliği'nden kurtulmak için İngiltere'nin neler yapacağını anlatıyordu. Euronews'i açtım oradada da bir şey yoktu! İçim de içimi yiyordu. “herkes istifa etti” diye bir şey dolanıyordu ortada ama hepsi bu kadar! Sonra aklıma NHK kanalı geldi. Japonya Radyo ve Televizyon Kurumu,  yani bizim TRT'nin Japon versiyonu! Pek bir severim bu kanalı, arada huzur bulmak için dinlerim tatlı tatlı. Açtım NHK World'u, spiker kusursuz aksanlı bir İngilizce ile anlatıyordu; ekrana yapıştım adeta!

“The famous Japanese cartoon character Herkes has resigned!..”

Yani diyordu ki “Ünlü Japon çizgi film karakteri Herkes, istifa etti!”  Ben dumur tabii ki! Haberin devamında da şöyle diyordu, ben size direkt Türkçesini anlatayım:

- Ünlü çizgi dizi karakteri Herkes, yaptıkları ve söyledikleriyle izleyenlerin demokratik hak ve özgürlüklerine artık zarar verdiğini düşünerek istifa etti. İstifasını Japon halkından özür dileyerek canlı yayında veren Herkes'in çizeri şöyle dedi:

“- Siz, yani bizi dinleyen, bize güvenen herkes! Eğer Herkes istifa etmeseydi, karanlığa doğru sürükleniyordunuz!”

Öylece kalakaldım. Nisan 1 şakası olsaydı keşke bu yaşadıklarım!

Kapattım hemen NHK'yı, sonra sokağa baktım, kendinden geçerek eğlenen insanlara baktım. “Değil herkes, bir tek nefes bile istifa etmez bu ülkede. Dönün evlerinize, aklınızı başınıza toplayın!” demek istedim, diyemedim...

Kendi kendime şöyle dedim sonra :

- Nisan şaka ayıdır, haydi hep birlikte şakalayalım bu ay!

 İstifa etmeyen herkes, belki ders alır bu kez!

  Ne diyor Japonlar? 希望, “Kibō yani “umut!



Devamını Oku